18 Kasım 2013 Pazartesi

HİKAYENİN SONU...




  Bugüne kadar yazdığım tüm hikayeler gerçekti. Benim yazdıklarımı okuyan,kendinden pay çıkarn ya da yaptığım hatalardan ders çıkaranlar olduğunu biliyorum...İlk defa bu kadar uzun soluklu bir ilişki yaşadığım bir kadından ayrıldığım için size bu hikayenin bittiğini ve bi daha asla buraya girmeyeceğimi bildirmek için yazıyorum bunları...

 Kadın-erkek ilişkilerinde ufak tefek nüanslar dışında hiç bir sikim yok...Size farklı gelebilir,hayatınızın aşkını bulduğunuzu ve onunla bir ömür yaşayabilceğinizi düşünebilirsiniz...Ama bunlar sadece bir hayal olarak kalır ya da tatlı veya acı bir hatıra..Bu ilişkiyi yaşamak güzeldi ama hayatımda almadığım derin yaralar aldım ve bunlar andıgınız gıbı zamanla kapanabilen kolay yaralar olmayacak hiçbir zaman.. Bir kadın belki sizi bir erkekten çok daha mutlu edebilir ama unutulmaması gereken en önemli nokta ne biliyomusunuz? Hayatınıza giren bu kadın sizin aşkınız anneniz babanız eşiniz dostunuz kısacası herşeyiniz oluyor...Bir erkekle paylaşamayacağınız her şeyiniz...Ama bittiği zaman herşey ellerinizen kayıp gitmiş gibi hissedip böyle bir hayatın amına koymak istiyosunuz...Bana sorarsanız ne kadınla ne de bi erkekle aşk maşk yaşamayın.Siktir edin herşeyi bağlanmayın..Sonra o üzülmesin diye düşündüğümüz için acının en babasını biz çekiyoruz..

Hayat bazen çok basit ama aşkı katarsan komplike oluyo herşey...

Beni bugüne kadar okuyan 4 bin bilmem kaç kişiye teşekkür ediyorum..

Hoşçakalın...


                                                                                                                                 BLACKCAT


5 Ekim 2013 Cumartesi

SİNERJİ YARATALIM...




  EVET ARKADAŞLAR BU SEFER BLOG OLARAK DEĞİL DE İSTEK ÜZERİNE SORU CEVAP ŞEKLİNDE KONUŞARAK KENDİ İÇİMİZDE SİNERJİ YARATALIM... EĞER SORMAK İSTEDİĞİNİZ,EŞCİNSELLİK HAKKINDA MERAK ETTİĞİNİZ YA DA ELEŞTİRİLERİNİZ VARSA BURADAN PAYLAŞIMDA BULUNABİLİRSİNİZ...

  BEN DE ELİMDEN GELDİĞİNCE SİZLERE CEVAP VEREREK AYDINLATMAYA VE SORULARINIZA IŞIK TUTMAYA ÇALIŞACAĞIM...


                                                                                                                          BLACKCAT

17 Eylül 2013 Salı

SEVGİLİMİ ALDATTIM...





  Uzunca bir süre geçti yazmadan.Bu süreç içinde yaşanan; pişmanlık duyduğum ve zamanı geri almak istediğim bir hikaye yazmak istiyorum.

  Yaklaşık 11 aydır süren bir birlikteliğim var ve biz mecburen bu 11 ayın 4 ayını ayrı geçirmek zorunda kaldık. Bu 4 ay da yaşandı ne yaşandıysa...İnsan hayatında bir kere doğru insanı bulduğuna inanıyorsa ne olursa olsun bu değerden vazgeçmemeli bence.Çünkü o'nu kaybetmek,diğer sevgililerinizi kaybettiğinizde yaşadığınız aşk acısı gibi olmuyor maalesef...
  Uzak ilişkilerden oldum olası haz etmezdim zaten. Ama iş dolayısıyla gitmek zorunda kaldım sevgilimden uzağa.Tabi bu durumda da sorunlar kaçınılmaz oldu benim için...Kafamda paranoyalar kurmaya başlamıştım bile..Whatsapptan en son kime yazdı,niye beni aramadı,niye benim yanıma gelemiyor gibi düşüncelerle hem kendimi yiyip bitiriyordum, hem de ilişkimizi...
  Sonunda kaçınılmaz son geldi ve biz ayrıldık.Bu dönemde kendimi fazlasıyla(!) özgür hissettiğim bir dönemdi.Sanki herşey önüme altın tepsilerle geliyordu.Uyuşturucu kullandım,artık bir sevgilim yoktu ve kendimi kimseye sorumlu hissetmediğim için kafama eseni yapabilirdim...Bir erkekle birlikte oldum.Hemde hiçbir şey hissetmediğim biriyle..Birkaç kez...Ama tek şeyi unutmuştum.VİCDAN!!! birkaç gün sonunda kendime geldim,yaptıklarımı kimseye bir açıklama yapmadan kenara attım.Fakat hiçbir şey sandığım gibi gitmiyordu.Ben hala O'nu seviyordum.Gidip alışveriş yaparak biraz kafamı dağıttım.O'nu özlemiştim...Ama yaptıklarımdan sonra herşey çok daha zor olmaya başlamıştı benim için artık.Tüm olan biteni ona anlatmak zorundaydım ve eğer o da beni özlediyse herşeyi bilerek devam etmek onun en doğal hakkıydı...Herşeyi anlattım.Tabi böyle bişeyi duymak kimsenin hoşuna gitmez.Onun da dünyası yıkıldı.Beni seviyordu ama böyle bişeyi kabul ederek devam etme düşüncesi...

  Sonunda geri döndüm.Herşeyi yüzyüze konuşmak için yanına gittim.Karşılaması beklediğimden de soğuk oldu.Bir an hiç tekrar birlikte olamayacağımızı düşündüm.Akşam yemeğe çıktık.Karşılıklı konuşmaya başladık.O da benim yokluğumda biriyle tanışmış,eve almış hatta bizim yatağımızda yan yana yatıp uyumuşlar ama tekrar barışırız diye kızla hiçbir şey yapamamış..İçimde fırtınalar koptu,sinirlendim,üzüldüm ve bunun faydası yoktu olan olmuştu artık..Biz barıştık ama hala eskisi gibi değiliz.Hala birbirimizi seviyoruz fakat yatağa yattığımızda onun aklına gelenler yüzünden eksik bişeyler var aramızda..Umarım herşey yakında düzelir.Ben hatamdan fazlasıyla ders aldım.Kendi acımdan çok,onu o kadar üzgün görmek beni mahvediyor...

  Hayatımın kadını dediğiniz insanı,hayatınızda hiç bir önemi olmayan insanlar için yarı yolda bırakmayın...

                                                                                                                                 BLACKCAT





28 Mart 2013 Perşembe

GERÇEK BİR HİKAYE...



 Saat  07:50 idi. Dersin başlamasına 10 dakika vardı. Kesinlikle yetişemeyecekti. Hemen apar topar giyindi,ayakkabılarını bağlamadan evden koşar adım uzaklaşıyordu. Okula yürüme mesefesi 20 dakikaydı ve hava yine buz gibiydi. Bağlayamadığı bağacığı ayağına takıldı ve karın orta yerine saplandı. Hemen toparlandı ve yoluna devam etti hızlıca.

  Nihayet okula geldiğinde saat 08:20 idi. Zilin çalmasına yirmi dakika olmasına rağmen dersin son kalan yirmi dakikasını kaçırmak istemiyordu. Kapıyı çaldı,geç kaldığı için özür diledi. Alaycı ve gülen gözlerle ona bakan arkadaşlarının bakışları eşliğinde tam yerine oturmaya hazırlanıyordu ki, öğretmeninin sesiyle irkildi. 'Dur bakalım küçük hanım. Her gün geç kalıyorsun. Seni defalarca affettim ama bu hareketin cezasız kalmayacak artık. Tahtanın önüne geç ve zil çalana kadar tek ayak üstünde bekle bakalım' dedi öğretmeni. Arkadaşlarının gülüşmelerine ve onunla alay etmelerine kulak tıkayarak geçti tahtanın önüne ve denileni yaptı. Ders devam ediyordu ve o kafasını yerden kaldırmadan dersi pür dikkat dinliyordu. O yirmi dakika hiç bitmeyecekti sanki. Yürüdüğü onca yol yetmezmiş gibi bir de ayakta dikiliyordu. Nihayet zil çaldı. Herkes koşarak teneffüse çıktı. O hala tek ayak üzerindeydi. Öğretmeni küçük kızın suratına bakmadan bir yandan kitaplarını topluyor, bir yandan söyleniyordu : 'Tamam indirebilirsin ayaklarını. Ama bıktım senden. Ne sorumsuz ailen var,ne senin geleceğini düşünüyor ne de seni okula göndermek için hazırlıyor. Defalarca seninle haber yolldım toplantıya gelmesi için oralı bile olmadı. Bak kızım eğer okumak istemiyorsan söyle de ne biz yorulalım, ne de sen. Bundan sonra geç kalırsan seni sınıfa almam. Bunu da annene ilet.' diyerek kızın gözlerinin içine baktı.

  Öğretmenin ağzından çıkan şimşek gibi sözler, küçük kızın gözlerinde yağmak için bekleyen bulutlara dönüşüyordu. Yağan yağmurlar küçük kızın çorak yüreğini yumuşatmaya yetmiyordu. Yutkunarak şimşek gibi soruları cevaplamaya yeltendi küçük kız.

'Okumayı çok istiyorum öğretmenim.Her sabah geç kalmamak için çok çabalıyorum ancak 2 kardeşimi de okul için hazırlamam gerekiyor. Önce onları uyandırıp karınlarını doyuruyorum, sonra giydirip okula yolluyorum. Benimle haber yolladığınız toplantıların hiç birini aileme iletemedim,Annem beni sabah kaldıramıyor ve benim geleceğimi düşünmüyor. Ama eğer hayatta olsalardı eminim bunların hepsini yaparlardı.Annemi ve babamı 2 ay önce kaybettik...' Daha fazla anlatacak gücü kalmamıştı ve titreyen sesiyle son bir cümle daha kurabildi gözündeki yaşlara engel olamadan: 'Herşey keşke düşündüğünüz gibi olsaydı da ben ailemi kaybetmemiş olsaydım öğretmenim...'


                                                                                                                                    BLACKCAT


19 Mart 2013 Salı

PİŞMANLIK



     Aynaya bakıyorum.Bir ben var,benden öte...Bazen soruyorum ne yapıyorum ben diye? Cevabı ise koskoca bir 'hiç' oluyor her zaman.Bana göre yaptığım, daha doğrusu yapmadığım o koskoca hiç'ler başka birisi için çok büyük anlamlar taşıyor olabiliyor.Ben hiç bişey yapmadım diyorum o ise 'hayatımı mahvettin' diye cevaplıyor beni...Afallıyorum. 'Ben ne yaptım ki' diye düşünmeye başlıyorum..Tabi ki çıkamıyorum işin içinden ve ondan bana neler yaptığı,hayatını nasıl mahvettiğimi anlatması için bir mektup yazmasını rica ediyorum...Kabul ediyor ve o mektupta şöyle dile getiriyor yaşadıklarını :

  ''Seninle ilişkiye başladığımda çok büyük bir heyecanla başlamıştım.Sen benim ilk aşkım,aşkı tattığım tek kadındın.Çok kısa zamanda alıştım sana,bağlandım.Uzun uzadıya konuşuyorduk herşeyi.Seviyordum seni,seninle konuşmayı...Kimseyi görmüyordu gözüm varsa yoksa sen'di herşey..Arkadaşlarım kıskanıyordu seni,beni onlardan çaldığın için.Çünkü ben sensiz tek bir gün bile geçirmiyordum.Sende bana aşıktın.Gözlerinden,bana bakışlarından bile belliydi bu.Nasıl da huzur veriyordun bana...Aradan 2 yıl geçti.Ne sen aynıydın bana ne de ben sana...Bakmıyordu gözlerin aşkla,heyecan bitmişti.Artık havadan ve sudan konuşuyorduk sadece.Her gün görmesem de oluyordu artık.İtiraf etmek gerekirse özlemiyorum bile...Ama içim içimi yiyordu.Çünkü seni özlemesemde eskisi gibi artık görmek istemesemde senden ayrılma düşüncesi kahrediyordu beni her gün...Bunu ben yapamazdım,ben ayrılamazdım senden ve tüm suç senin olmalıydı ama bu aşk benim ilk aşkımdı ve ben ne yapmam gerektiğini bilmiyordum.Düşündüm,akıl aldım ve karar verdim seni kendimden soğutmalıydım.Nefret etmeliydin benden.Kızacağını bildiğim her şeyi yaptım.Öğrendin,çok kızdın tabi...Seni kıskandırdım delicesine..Olay çıkardın...Senin dışında bir kadınla beraber oldum hiç bir şey hissetmeden ama seni aldattım sonuç olarak ve bunu öğrendiğinde ''tamam'' dedim. ''ayrılacak benden''.
Tokat attın bana,ağladın 'hak etmedim' dedin.Hiç bir şey söylemedim.Ve sen gittin...
   Sen gittikten sonra ben çok derin bir boşluğa düştüm.Seni ne kadar sevdiğimi anladım.Beim için neleri göze alabileceğini gördüm ve seni çok ama çok özledim...
Koşa koşa kapına geldim ''affet'' dedim.Dinlemedin ve yüzüme kapattın kapıyı.Peşinden koştum günlerce.Yapabileceğim herşeyi yaptım ama sen bu ihaneti hazmedemedin.Haklıydın...
Şimdi bana soruyorsun ya 'ben ne yaptım?' diye.Hiçbir şey aşkım...Sen hiçbir şey yapmadın..Ben sadece aşkı tanımadım,anlayamadım ve yaşayamadım.Tek söyleyebileceğim hayatımı mahvedeb seb değil,bendim....''

   Mektubu okuduğumda gözümden akan yaşlara hakim olamıyordum.Cahilliğine,çocukluğuna ve bir aşkı mahvedişine kızıyordum. O da benim ilk aşkımdı ama tüm bunlar artık hiçbir anlam ifade etmiyordu.Ben sadece ona üzülüyordum...

                                                                                                                             BLACKCAT




17 Mart 2013 Pazar

GÜVEN(SİZ)SİNİZ...



     Sadece tüm gece konuştuklarımızdan etkilendiğim için sana karşı bir şeyler hissetmeye başladım.Seni ilk gördüğümde açık konuşucam;ne boyun,ne kilon umurumda olmadı biliyor musun?
O an anladım ki biz seninle herşey oluruz..Hayat arkadaşı,dost,arkadaş..vs. Gözüm hiç birşey görmedi.Tenin tenime değmeden anladım sana susayacağımı...Nitekim öyle de oldu.Seni herşeyden çok sevdim.Doyamadım hiç,doymuyorum da hala.Her dakika yanında olma isteği sadece aşktan değil aynı zamanda ruhumun ruhunu hissetme zorunluluğundan...Nasılda muazzam bir aşkla anlatıyorum seni herkese...


  Çok seviyorum seni ama ne olacak benim bu gel-git'lerim???Tamam alttan alıyorsun teşekkür ederim ama bitsin artık ya dayanamıyorum artık...Omuzlarım taşıyamaz oldu hiç olmayan yükleri..Gereksiz, anlamsızsa benim bu kadar büyütmemem lazımdı.Ama yapamıyorsam nedeni ne?


 Saygı ve güvensiz sevgi olamaz, onlarsız sadece ihtiyaçlarını giderirsin. Saygı olmadan sevilebilir ama ona aşk denmez. Öyle bir kardeşi vardırki sevginin o olmadan sevgi kapının yanından bile geçmez. O ortadan bir an bile kaybolsa ordan uzaklaşmak ister, kaçacak delik arar. Sevginin bu vazgeçilmez kardeşi güvendir. Sevmek için güvenmen gerekir. Güven suyudur, mineralidir sevginin. Sevginin büyümesi, dallarının uzaması, çiçeklerinin güzelleşmesi için güven olmazsa olmaz koşuldur. Aslında insan kendi rahatı için güvenir. Her zaman onla ve yanında olamazsın. Yaşama devam edebilmen için güvenmen gerekir.



Bazen sevgi, bazen güven önden gider. Sevginin önde gittiği zamanlarda, güvenebilmek için bahaneler uydurursun. Ufacık emarelerden bir dolu sonuç çıkarırsın. Güveni en olmadık yerlerde ve en olmadık zamanlarda hissedersin karşındakine.

Güvensizlik prangalar gibi ayaklarına asılır, engeller seni. İstesen de sevemezsin güven olmadan. İlişki 4 ayaklı masadır. Bu ayaklar sevgi, saygı, güven ve sevişmektir. Güven bacağı olmadan bu 4 ayaklı masa, yavaş yavaş ve acıyla çürür. Oysa diğer 3 ayakdan biri olmadan da masa ayakta durur. Hatta bir çok ilişkide, özellikle eski olanlarında genelde bu 3 ayaktan biri eksiktir.

Güven sadece 1 kez kaybedilir. 2. şansı hiçbir zaman vermez insana. Sonrasında güven duymayan hep acabalar içinde kalır. Her an nerede olduğunu ne yaptığını bilmek istersin güvenini yitirirsen. Sürekli yanında olmasını, ya da bir şey aklına gelince hemen sesini duymak istersin. Sanki yanında olunca ve sana bakarken sana ait olacak. En kötüsü ise ona ulaşmaya çalışırken ona ulaşamamaktır. İşte o zaman tüm zemberekler atar ve her türlü kötü ihtimal insanın aklına gelir. Onun yanına koşarak, uçarak gitmemek için kendini zor tutarsın. Gitsen ve herşeyin normal olduğunu görünce dahi güvenin artmaz. Bir sonraki kriz anını beklersin, artık zincir kopmuş güven kaybedilmiştir. Bir açığını yakalayana kadar rahat etmezsin. Bu kadar hayalini kurup hayatı zehir ettikten sonra eninde sonunda o açık yakalanır. Açık küçük olsa dahi haklı çıkabilmek için küçücük olay dramatize edilip büyütülür. "Ben demiştim" der güvenmeyen. Kişi kendi hazırladığı çukura düştüğünü ve o kadar zamanı başta kendine olmak üzere etrafındaki birçok kişiye nasıl zehir ettiğini çok sonraları anlayacaktır. En kötüsü severken ve ayrılamazken güveni kaybetmektir.

Hangisi daha kötü, güvenip sonradan nasıl çirkin bir oyun içinde olduğunun farkına varmak mı, yoksa güvenmeyip hayatı kendine zehir etmek mi. Sanırım ikincisi daha kötü..


  Şimdi bu yazıyı okuyan kimse anlamayacak neden bunları yazdığımı...Ama sen biliyorsun işte..Sen çare olamazsan kimse yardım edemez bana..O yüzden sadece sana bu yazdıklarım...Bunlar belki de son çığlıklarım.Çok yardım ettin bana,az kaldı,çok az...Dayan biraz daha.Kurtulucam sanırım yakında...


                                                                                   BLACKCAT

                                           

9 Mart 2013 Cumartesi

EZBER BOZAN KADINLAR


Yok, yavrum öyle değil.
Senden izin almam sevişmek için.
Seninle sevişmek için bile senden izin almam.
Hani bu kıskançlığını sevginin gücüne eş tutan amper gibi parlatıyorsun ya, aklıma babam geliyor: Beni bütün erkeklerden esirgeyen babam.
İlk ezberi o yaptı, eline erkek eli değmeyecek dedi.
Neden değmeyecek baba, diyecektim ki bu soruyu bile sormak; ‘erkek istiyorum’ la bir olacaktı.
Tenimin sahibi bile olamadım, neyin sahibi olacaktım? Başarılarımla hep siz övünmediniz mi sayın yakın akrabalarım ve aziz komşularım?
Kırmızı kurdeleli okuma ‘zorluğu’nu daha okula gitmeden dört buçuk yaşımda becerdiysem ve zekâmı sadece evin kapılarını keserle yontarak şekil verme -ah bunu bir heykeltıraşın ruhuyla yaptığım hiç anlamadınız- dışında altı aylıkken konuşarak gösterdiysem, benim suçum ne!
Ezber yapmayı bilmiyorum. “Baba bana bal al”ı ezberlemeden kavrayarak okuduğumda anlamsızlığı kavrayıp, kendimi odalara atıp, gizli gizli Oscar Wilde’ın Mutlu Prens’iyle sarhoş olduğumda beni dövmenin anlamı ne!
O kitabı komşunun kitaplığından izinsiz bluzumun altına sokarak almış olabilirim. Daha nice kitapları da evin mutfağına, dolabın içine saklamış olabilirim…
Gazap Üzümleri ile 10 yaşımda karşılaşıp son sahnesini ömür boyu unutmamış olabilirim.
Oradaki işçilerin hayatı bize ne kadar benziyor dediğimde, neredeki diye sorduğunuzda, kitabı gösterince beni saçlarımdan tutup bu yalanlarla uğraşma ders çalış diyerek dövmenin âlemi var mıydı ha anne?
Sonra, üniversiteyi en yüksek puanla kazanınca, evlen bir mühendisle kısa yoldan rahat et şarkılarınızı reddedip kapıyı vurup çıktığımda İstanbul’un ortasında şuncacık kız çocuğu kendimi koruyarak üniversiteyi bitirdiğimde, diplomamı bütün mahalleye beyaz çarşaf gibi bağıra bağıra niye gösterdiniz?
Hala, kime dokunacağıma yine siz mi karar vereceksiniz?
Bu hayat, bu diploma, bu kitaplardan görüp öğrendiklerim ve bu ten benim değil mi?
Karnımı doyurup, sırtımı pek tutup önümü aç komadınız ve aile olma saadetini size tattırdığım için gerine gerine evin her yanına fotoğraflarımı astığınız için teşekkür mü edeceğim?
Namus hakkımı niye size vereyim. Beynimin kıvrımları oluşurken beni insan olarak görmek yerine, bir kız çocuğu olarak esirgemelerinizin ağır bedeli için size hepsi pekiyi karne mi vereyim?
Şimdi de geçmiş son sevgilim, babamın hayaleti gibi karşıma, “Benden sonra kimseye dokunmadın değil mi?” diyor.
“Hay Allah! Aslında bizim bakkalın oğlu çok yakışıklı ama kültürü tenime uygun değil.” diyeceğim, erkeklik gururu incinecek. Sizin erkeklik gururunuzu hesap etmekten, yoruldum yahu!
Bana ne gün orospu diyeceksiniz diye korktum, onca bilgime rağmen; az buçuk iktisat da bilirim birkaç yabancı dil de ama hangi dilde orospu olamayacağımı ve tenimin sizin tasarrufunuz altından hangi lehçede kalkacağını bir türlü bilemedim…
Küçük burjuva suçlamalarına gülüp geçmeme gerek yok; emeğimin hakkını göremezsiniz ki…
Kimseye kızmıyorum kendimden başka. Sizin ezberinizi okumayacağım artık. Alfabeyi yeniden yazanlara saygımı kimse elimden alamaz…
Ne sevişme isteğimi açıkça belirtmeme ne de tenimi futursuzca sergilememe engel olamayacaksınız.
Benim olanı; kadınlığımı kimseye ezbere vermeyeceğim haberiniz olsun!

                                                                                                                                     BLACKCAT



2 Mart 2013 Cumartesi

Boşvermişliğe Giriş...



    Şu anki ilişkimde yanlış giden bir şeyler olduğunu düşünerek sorun çıkardım çoğu zaman.İnsanlar hislerini kontrol edemediği,söz  geçiremediği için hislerine güvenmek zorundadırlar ve bende öyle yaptım.Belki yanıldım,belki haklıydım bunu asla bilemedim.Amacım sadece kafamı,kalbimi rahatlatmaktı başaramadım.
Denedim,şans verdim hem kendime hem ona ama yine olmadı.Bir paranoyayı aylarca beynime hapsettim.Kurtulamadım o zehir gibi içime işleyen hallerimden.Taa ki bugüne kadar...
   Bu sabah 6 aydır yaşadığım durumları baz alarak iyisiyle ve kötüsüyle düşündüm.Yetmedi,artı ve eksileri bir kağıda yazdım.Onca artıya rağmen sadece 2 tane eksisi vardı.Üstelik çok seviyorum (ama sevgi yetmiyor bazen herşeye)...Ee ilişkimiz adına çabaları da çok fazla...2 tane eksi için ayrılmaya değer mi?
Tabi ki bende değmez diye düşündüm.Ve sonra birşey dank etti.Artık o eksiler benim için endişe,kuşku ya da paranoya sınıfına girmiyordu artık!!!
   Boşvermişlik ve bencillik aynı anda girdi ruhuma..Ben mutluluğum için,kendim için yaşıyorum.Herkesi,her şeyi kontrol edemezsin.Ya da en güzeli ETMEMELİSİN...

Her gün seni mutlu ediyor mu?
Bir dediğini iki etmiyor mu?
Yanındayken rahat mısın?
Birlikte gülüyor musunuz?
Sana ilgisini eksik etmiyor mu?
Sürekli seni sevdiğini söylüyor mu?

Bunların hepsine cevabın EVET ise gerisini s*ktir et...Diğer türlü kendini ve ilişkini yıpratmaktan başka bir işe yaramaz bu durum.Kıskançlık bitti,hesap sorma bitti,kontroller bitti...Bundan sonra hayatın tadını çıkarmalı.
Artık Özgürüz Sevgili...

                                                                                                                           BLACKCAT



23 Şubat 2013 Cumartesi

SEVGİYİ TÜKETMEK...



  Bu aralar hayatımda daha önce hiç mutlu olmadığım kadar mutluyum.Samimi söylüyorum...Ama bu mutluluğun ardında da içimi kemiren bir korku da barındırmıyor değilim.''Bi b*kluk olacak'' korkusu....

  Tamam bu belki size saçma geliyor,'öküz altında buzağı arıyorsun' diyeceksiniz. Kendinizce haklı da olabilirsiniz ama çoğumuz çok güldüğümüzde nasıl ki 'ayy bugün çok güldüm kesin ağlayacağım' diyorsak bu da onun gibi bir şey...

  Ama bunun bana göre tek açıklaması var : 'Kaybetme Korkusu' ...Bu öyle pis bir şekilde içinize işliyor ki,mutluluğunuz bitmesin diye elinizden ne gelse yapıyorsunuz hatta bazen elinizden gelenin fazlasını yapıyorsunuz ve bu da karşı tarafı korkutacak,boğacak bir hal almaya başlıyor.Yani diğer bir deyişle Midyat 'a pirince giderken eldeki bulgurdan oluyorsunuz...

  Zamana bırakalım diyoruz,normal davranıyoruz bu sefer de o pis,iğrenç korku 'yetiyor muyum acaba' hissi uyandırıyor..İki ucu b*klu değnek anlayacağınız.
Ama gel gelelim ki yaşanacakların önüne ne yapsan geçemiyorsun.Bu durumda da ipe ipe zamana bırakmak zorunda kalıyorsun.

Neyse endişelerinizden arınarak,mükemmel bir hafta geçirmeniz dileğiyle ...

                                                                                                                                  BLACKCAT


31 Ocak 2013 Perşembe

14 ŞUBAT SEVGİLİLER GÜNÜ ve HEDİYE SEÇENEKLERİ



   Umarım bu yazıyı okuyan herkesin hayatını,sevincini,üzüntüsünü,iyisini,kötüsünü paylaştığı bir sevgilisi,eşi ya da sevgilisi vardır.Zira yalnızlık zor zanaat azizim..

   14 Şubat yaklaşırken hepimizin kafasında ne hediye alacağı,nasıl bir sürpriz yapacağı mesken tutmuş durumda..Tabi bana kalırsa sevgililer için sadece bu günün özel olmaması gerekiyor ve çoğunuz gibi ben de bunun Amerikanın oyunu olduğunu,bizi liberal kapitalizmin kollarına sevk ettiğini düşünüyorum.Ama bu benim hayatımı birleştirmek istediğim insanla ilk Sevgililer Günü'm :) Tabi ki doyamayacağım bir gece geçirmek için planlar yaptım ve sabırsızla o günün gelmesini bekliyorum.
  Hediye konusunda hepimizin sıkıntıları oluyor böyle günlerde.O yüzden bende bu yazımı hediye bulmakta zorlananlar için derledim. Eğer sizde ne hediye alsam veya ne yapsam da sevgilimi mutlu etsem diye düşünüyorsanız bulduğum fikirlere göz atmanızı öneririm...


*SPA+MASAJ+SAUNA HEDİYESİ
*SEVGİLİYE ÖZEL KİTAP
*KALP ŞEKLİNDE LAHMACUN ( ! )
*KAMASUTRA ZARLARI
*BİRLİKTE ÇEKİLEN RESİMLERİNİZİN SÜSLEDİĞİ DİJİTAL ÇERÇEVE
*KLASİK AMA TEK TAŞ
*ALINAN BİR AYNA ÜZERİNE ''SENDEN DAHA GÜZEL BİR HEDİYE BULAMADIM'' YAZMAK
*İKİNİZİN KARİKATÜRÜNÜ YAPTIRMAK
*AŞKINIZA AİT WEB SİTESİ TASARLAMAK
*AŞKA GEL KUTU OYUNU
*EĞER ZENGİNSENİZ PLAYSTATION 4 ALABİLİRSİNİZ :)
*MEYVELERDEN OLUŞAN ÇİÇEK SEPETİ
*KİŞEYE ÖZEL KURABİYE&ÇİKOLATA ÇEŞİTLERİ
*EN SON OLARAK BENİM FAVORİM ŞİŞMİŞ BALON İÇİNE YERLEŞTİRİLEN AŞK NOTLARI İLE SEVGİLİNİZİ ONUN İÇİN HAZIRLADIĞINIZ YEMEKLER İÇİN YEMEK MASASINA YÖNLENDİRMENİZ.

ÖMÜR BOYU MUTLULUKLAR DİLERİM. SEVGİLİLER GÜNÜNÜZ KUTLU OLSUN...


                                                                                                                                BLACKCAT




17 Ocak 2013 Perşembe

^^^^ANKET^^^^







                                                BOŞLUĞU DOLDURUNUZ


              ALDATMAK ;    ...................................................................................
.........................................................................................................................................

16 Ocak 2013 Çarşamba

İKİZLER BURCU İNSANLARINA...


    Size burada aşk'ı anlatıp ukalalık yapmak gibi bir derdim yok..Herkes kendine göre aşk zannettiği duyguya en az bir anlam veya duygu yükleyebilir..Kiminin karnında kelebekler uçuşur,kimi yemek yiyemez,kimi de daha bir fazla asılır buzdolabının kapağına...
Ben size aşk diye yediğiniz tatlının sadece kaymağının olmadığını bir de kabak kısmının olduğunu hatırlatmak istiyorum sadece...
 
   Hepimiz büyük umutlarla,büyük hayallerle başlıyoruz ilişkiye.Kim bilir kaç kere aynı şeyi yaşayıp,kendimize defalarca söz verdik aynı hataları tekrar yapmayacağımıza veya aşık olmayacağımıza dair...Ama hayat böyle işte; ne ölenle ölebiliyoruz ne de gidenin ardından yas tutup kalbimizi kapatabiliyoruz geri kalanlara...
  Mesela ben bundan önceki ilişkimden sonra çok büyük yeminler ettim,asla bir İKİZLER burcuna aşık olmayacağıma dair...Noldu???? Keçinin sevmediği ot misali gidip bir İKİZLER burcuna tutuldum yine...Tabi ki her insan aynı değil.Ama illa ki hissedilir bir kaç özellikleri var ki; ne kalabiliyorsun, ne gidebiliyorsun...
  Kadını da erkeği de zeki bir kere,eğlenmeyi biliyorlar,mutlu etmeyi iyi bilirler,sevdiğine çok fazla değer verirler,istedikleri her neyse ne yapıp edip elde edebiliyorlar ki, bu cidden hayran olduğum özelliklerinin başında geliyor. :) Hırs falan değil bu.Tarifi yok bende...
 Bunlar iyi yanları tabi ki ama bir de insanı deli eden yönleri var ki düşman başına!!!
Olur olmaz sinirlenmeleri,en ufak hatanızda sizden soğumaları,akıl almaz paranoyaları,çapkınlıkları ve ukalalıkları...Bir İKİZLER burcuyla ilişkideyseniz tüm iyi özelliklerinin dışında bunlar sizi delirtmeye yetebilir...
O yüzden ne kalabilirsiniz ne gidebilirsiniz..Sevdiğiniz tüm o iyi özellikler sizi hapseder ilişkiye. Ayrılmak istemezsiniz. Diğer yandan saydığım 3-5 kötü özellikle ilişkiye devam edebiliyorsanız; TEBRİKLER..aşık olmuşsunuz demektir. :)

  Velhasıl İKİZLER burcu zordur efendim..Daha fazla emek ister, sabır ister, güç ister, ister de ister :)
Ya alışıp ömrünüzün sonuna kadar mutlu mesut yaşarsınız ki bunu yaşayan tanıdıklarım var :) ya da uzun bir ilişkiden sonra şizofreni,manik depresip,bipolar  bozukluklara merhaba deyip hayatınızı yaşamaya çalışırsınız...Başarılar :)


                                                                                                                                 BLACKCAT







10 Ocak 2013 Perşembe

EKSİK PUZZLE...



    Tamamlanamamış,bitirilememiş bir  puzzle'ın parçaları gibiyim.Bir parçam kırık kalbim,bir parçam kaybolmuş güvenim,bir parçam eskisi gibi olmaya çalışan hislerim gibi...Her şey eksik gibi...Belki de  tamamlanamayan şey puzzle değil de, benim sonuna gelemeden uyandığım bir rüya gibi,uyandığımda gördüğüm için lanet ettiğim...

  Bir tarafta her şeye rağmen sevdiğim insan,diğer tarafta mantığıma hükmeden lanet paranoyalarım var benim..Mor bir koltuğa oturmuş sürekli kafamdan yarattığım şekillerle,öykülerle birilerini yargılıyorum..
Buna son vermek en çok istediğim şey...Zamanı geri almak ve yaşanan,kötü olan ne varsa hepsini silmek,yok etmek istiyorum.Bu zamanla olabilecek bir şey mi yoksa sevgim mantığıma hükmedip galip gelecek mi?

SEVGİLİYE;

İnan bende bu iğrenç duyguları yaşamaktan nefret ediyorum.Gözlerine baktığımda tekrar o aşkı görmek,sana aynı aşkla bakmak istiyorum.Bunun için elinden gelenin fazlasını yap lütfen..Kurtar ilişkimizi...Sen anlamasanda her şey senin elinde. Her şeyi eskisi gibi yapmak senin elinde.Ne yap et puzzle'ı tamamla.Söz veriyorum bende sana yardım edicem....


                                                                                                                               BLACKCAT


4 Ocak 2013 Cuma

ALDATILMAK!!!


  Sevgilim markete gitmişti.Bende oturdum bilgisayarın başına ve bugüne kadar hiç yapmadığım birşey yapıp sevgilimin sosyal paylaşım sitelerinden birinde yazan mesajlarını okumaya başladım...
 En üstteki mesajını açtım.Okudum,okudum..Yukarı çıkmaya başladıkça samimiyet de artıyordu...Kalbimin attığını,nefes almam gerektiğini unutup yazanları okumaya devam ediyordum.Henüz 3 aydır birlikteydik ve öyle mükemmel (!) giden bir ilişkimiz vardı ki,böyle bir şey yapabileceğini düşünmek bile istemiyordum.Hemen hemen hergün gönderilen günaydın mesajları,seni seviyorumlar,sipariş listeleri ve dahası para göndermek için istenen hesap numaraları vardı.
  Biraz daha yukarı çıktığımda bu kişinin benim sevgilimin 6 ay önceki eski sevgilisi olduğunu anladığımda gözlerimden akan yaşlara engel olamadım..O kişi takma isimle kayıtlıydı ve o kişiyi daha önce sordugumda bir arkadaş diye geçiştirmişti.3 aydır hem salak yerine konulup,hemde bana göre baya aldatılıyordum.Benim için söylenen çok büyük yalanlar vardı ortada.Odada dört dönüyordum.Bir yandan ne yapacağımı düşünüyor,bir yandan da yazılanları,bana yapılanları sindirmeye çalışıyordum.Sonunda üzerimi giyinip evi terk ederken o geldi.Evde yalnız olmadığımızdan evde konuşulacak bir durum değildi.Dışarda ise öfkemi paylaşamazdım.Eve gideceğimi söyledim,bir süre dışarda bağırıp çağırdım sinirimi atamıyordum o ise abartılacak birşey olmadığını beni aldatmadığını,''seviyorum seni'' gibi lafları bir çok arkadaşına söylediğini anlattı.Daha fazla dayanamadım ve sonunda onu sokak ortasında bırakıp eve geldim.Eski sevgiliden arkadaş olmaz lafının kesinlikle hala arkasındayım.Gece boyunca telefonla defalarca konuştuk.Bu olayın üstüne yaşadığımız bu güvensizlik ilişkiyi derinden zedelesede;o şahısla aynı şehirde olmamaları ve fiziksel birşey yaşanmaması durumundan konuyu kapatmaya karar verdik.Şu an ilişkimizi kurtarmaya çalışıyor.Siz siz olun sevgilinizin eski sevgilileriyle arkadaş kalmasını engelleyin.Ben anladım ki özellikle eşcinseller arasında bu olaya daha sık rastlanıyor.Bugüne kadar birçok erkek arkadaşımın olmasına rağmen onlar tarafından aldatılmayıp,hem cinsim tarafından aldatılmakta benim için ayrı bir ironi tabii...Sağlıcakla kalın dostlar...

                                                                                                                                    BLACKCAT

http://www.youtube.com/watch?v=RmPSByIOme8

21 Aralık 2012 Cuma

CİNSELLİK ÜZERİNE...



   Eğer fırsatım olsaydı dün gece pc'yi elime alıp yazardım size hissettiğim hazzı...Daha önce defalarca erkeklerle beraber oldum ama kendimi böyle mutlu hissettiğimi hiç hatırlamıyorum nedense...
   Yaşadığım şeyi sadece cinsellikle bağdaştıramıyorum.Öyle ki ikimizin tenleri birbirine kenetlendiğinde bile ''evet doğru kadını buldum ben'' diyorum her seferinde.
    Strapona,dildoya ya herhangi başka bir sextoy'a ihtiyacımız yok bizim.Her ilişkide G-noktası orgazmı yaşıyorum ve bunu sadece parmaklarıyla başarıyor :))
     Normal mi bilmiyorum ama her orgazmdan sonra kahkahalar atıyorum tamamen biliçsizce :)
O yüzden eğer bunun normal olup olmadığı konusunda fikri olan veya aynen benim gibi orgazm sonrası kahkaha atan kişiler varsa bu konu hakkında sohbet edebiliriz.

                                                                                                                                   BLACKCAT


20 Aralık 2012 Perşembe

SÖYLENMEYEN ŞEYLER...

   Aslında ilişkinin başından sonuna kadar hemen hemen herkesin, sevdiği insana söyleyemediği en az bir şey vardır.Bunların başında eski sevgililer,kişisel hikayeler ya da geçmişiyle alakalı şeyler olabilir.

   Bu blogu yazıyorum çünkü benimde sevgilime söylemediğim bir şey var...Belki de en baştan söylemem gereken ama cesaret edemediğim bir şey...Belki de onun için hiç bir anlam ifade etmiyordur ama ciddi ilişkilerde karşı taraf için önemli olmasa da bilinmesi gereken bir durum bu...
  Yıllar önce voleybol oynadığım zamanlara rutin doktor kontrollerine gittiğimde öğrendim vertigo hastalığına yakalandığımı.Ara sıra şiddetli baş dönmesi,kulak çınlaması veya kusma gibi sorunlarla karşılaşıyordum ve uyuduğum zamanlarda geçiyordu.Son 2 yıldır doktora gitmeden geçmeyen,beni uyutmayan bir hastalık haline gelmeye başladı.Bu benim hayatımı kabusa çevirmeye yetip artıyor ve ataklarım ara sıra olsa da ailem bile bu durumla karşılaştığında zor anlar yaşıyor.Bu aralar en çok korktuğum şey onun yanında atak geçirmek...

  Belki de bu onun için sorun olmayacaktır ama bu hastalık baş etmesi gerçekten güç bir hastalık...En kısa zamanda söylemeyi planlıyorum ve onun vereceği tepkiyi merak ediyorum...Belki sizlerin de söyleyemediği şeyler vardır!!

18 Aralık 2012 Salı

ESKİ SEVGİLİ(LER) SORUNSALI...


   Birşeyi sevdiğimde ,ona alıştığımda,bağlandığımda olmasından nefret ettiğim şeylerin başında onu biriyle paylaşmak gelir..Bu kişi sevgilim,arkadaşım veya benim için çok değerli bir eşya bile olabilir.Kimileri bunun psikolojik bir sorun olduğunu,kimileri ise normal bir durum olduğu kanısındalar.

   Şimdilerde yaşadığım sorunlardan birisi bu durum...Eski sevgili sorunsalı...Sevdiğim insanın benimle geçirdiği en güzel vakitlerde,ya da yalnız kalmak istediğimiz anlarda ansızın gelen telefon aramaları ve de sevgilimin o aramaları sanki benim sinir olduğumu bilmiyormuşcasına cevaplaması sinirimi fena bozuyor..Bi meşgule at,o anlarda telefonunu kapat bi.Yok anacım sosyal bi sevgilim var,yapamıyor öyle şeyler...Şimdi ne var bunda diyenler çıkacaktır eminim..Şöyle anlatayım:
Bana göre ikili ilişkiler yaşanır,biter,eski sevgili en fazla arkadaş olarak kalabilir.Buraya kadar sorun yok benim açımdan da.Ama bu aramalar gece yarısı ya da sabahın körü olursa,anlamsız bir şekilde haftada 3-4 gün oluyorsa ve o eski sevgiliden 3 ay önce ayrılınmışsa ben çok fena kıllanırım doğal olarak...Ayrılmışsın bitmiş bi rahat bırak dimi? Bu güne kadar sevgilimin kontakt kurmaya çalıştığını görmedim..Hep o kız arıyor,soruyor..Benim kızdığım taraf ise sevgilimin o mesafeyi koyamıyor olması...
Ben bu kız yüzünden tartışmaktan bıktım..Bunu sevgilime anlattım o da bu durumu halledeceğini söyledi ve bende merakla bekliyorum ne zaman bitecek kızın aramaları diye...Gerçi benim sevgilimde de var tabi kabahat.Bunu kabul ediyorum..İnsan tüm eski sevgilileriyle nasıl dost (!) kalabilir,aklım almıyor..Şeytan diyor ki ver buradan adını soyadını... :) 

   Sonuç olarak sevgiliyken değerini bilecektin,şimdi peşinden koşmanın,her gün arayıp sormanın gereği yok...Haksızsam söyleyin...Okuyanlardan yorum bekliyorum lütfen...

                                                                                                                                BLACKCAT

16 Aralık 2012 Pazar

Benim Sevgilim Bir Kadın!!!

   Bu bloğu açmamdaki en büyük etken; benim gibi düşünen ve benim gibi hisseden herkese hem hikayemi anlatmak hem de onlara destek olmaktı...Beni okuyanlardan,beni tanıyanlardan ve bilenlerden bu güne kadar hep destek aldım.Onların yanımda olduğunu bilmek bana her zaman güç verdi. Taa ki bu durumumu aileme açıklayana dek!!!
   Hani birine aşık olduğunuzda tüm dünya bilsin istersiniz,aşkınızı dağa taşa, sağa sola haykırmak, anlatmak istersiniz ya...Hah işte bende tam öyle bir gün geçiriyordum..Tüm samimi arkadaşlarıma anlattım 'onu'..O gece,yıllardır ailemin artık biriyle evlenmem için baskı yaptığı zamanlardan birindeydik yine.Başladılar beynimi kemirmeye.O akşam o kadar direndim ki aileme durumumu anlatmamak için tahmin edemezsiniz...Baskıcı bir aile değil aslında benimki..Sadece mürüvvet görme derdindeler.Ama durumumu anlatamadığımdan altında başka neden aramaya başladılar.Bende delirdim tabi bu kadar üstüme gelmelerinden...Aldım karşıma onları ve dedim ki ''Anne benim sevgilim bir kadın.'' Önce inanmadılar,dalga geçiyorum sandılar ve geçiştirdiler beni.Aradan zaman geçti başladı yine evlilik muhabbeti yine tekrarladım: ''Anne benim sevgilim bir kadın.'' yine aynı şeyler başladı; ''kız kıza evlenilir mi,çocuğunuz nasıl olacak?'' gibi sorular...Hatta annem durumu abartıp cinsel hayatımızı merak etmeye başladı..Durumu anlattım,gerekli olan açıklamaların,bilmesi gerektiği kadarını anlattım.Bir kaç zaman sorular ve sorunlar devam etti.Ama artık ailemdekiler durumumu kabullendiler tabi ki hala evlilik derdindeler ama artık benimle konuşmuyorlar evlilik muhabbetini...
  Eğer sevgilinizle ciddi bir ilişkiniz varsa annemin merak ettiği soruların hepsinin bir cevabı,bir çözümü var elbet açıklanabilir şeyler bunlar ve tabi ki ilişkide iki tarafında bazı şeylerden fedakarlık etmesi gerekebiliyor ama bu normal çiftlerde de yaşanan bir şey değil mi zaten? O yüzden kiminle,nasıl mutluysanız arkanıza bakmadan hayatınızı yaşamaya devam edin..Hayata sadece bir kez geliyoruz ve mutluluk bizim de en doğal hakkımız...

                                                                                                                                         BLACKCAT

Eşcinsellere Toplum Bakışı

   Türkiye gibi bir ülkenin eşcinsellere bakış açısını bu durumda olan ya da olmayan herkes az çok biliyordur.İster metropolde olun,ister kırsal bir kentte toplumun ön yargıları asla değişmez.Bizler rahatça sokakta elele dolaşamaz,öpüşemez veya sevgilimize rahatça sarılıp öpemeyiz.Geçen hafta İstanbul'da yaşanan ve bir dostumun birebir şahit olduğu bir olayı anlatmak istiyorum:

   İki bayan sevgili adı önemli olmayan bir cafede oturuyorlar,kızlardan birinin cep telefonu çalıyor,kız konuşuyor ve konuşması bittikten sonra sevinçle sevgilisine sarılıp onu öpüyor.Bunu gören cafe sahibi 2 kızı bağıra çağıra herkesin içinde rezil ederek cafeden dışarı atıyor yaka paça...Bu anlattığım olay Beyoğlu'nda yaşanan bir hikaye...

Demem o ki İstanbul bu tür ilişkilere açık, bariz şehirlerden biri olarak bilinir.Ama durum her yerde aynı..Peki biz ne yapabiliriz? Benim şahsi görüşüm o cafede o kızlara destek çıkan biri olsaydı veya cafe sahibini durdurmaya çalışan müşteriler olsaydı bu durum yaşanmazdı..Ben kendi adıma konuşmak gerekirse bu tür olaylarla mücadele etmek görüşündeyim..Toplum ne kadar kapalıysa bu konuya,biz o kadar gündeme getirelim.
Bu bir ayaklanma ya da başkaldırı değil.Sadece toplumun size saygı göstermesini beklemeyin.O saygıyı alın.
   Burada normal çiftler kadar rahat olmanızı tavsiye etmeye çalışıyorum.İlla ki insanların gözüne sokun demiyorum ki bunun altını çiziyorum,sokakta taşkın hareketlerle kabul ettirmeye çalışmanızdan bahsetmiyorum.En azından bi yerden başlanmalı bunu kabul ettirmeye.İlk adım sevgilinize sarılarak yürümekten başlayabilirsiniz ya da elini tutmaktan.Zaten bir süre sonra insanlar bunu normal görmeye başlayacaktır.Bu bizim tercihimiz ve bunu doyasıya yaşamak en büyük hakkımız.Azımsanmayacak kadar kalabalığız ve eğer kenetlenebilirsek toplumun bu yadırgamalarına engel olabiliriz.

                                                                                                                                  BLACKCAT

15 Aralık 2012 Cumartesi

İKİ KADININ AŞKI

   Zaman sanki bana inat işliyor...Tam gerçek aşkı bulduğunu anladığın anda daha da hızlanıyor,yoksa sevgilimin yanında zamanın bu kadar çabuk akmasının başka açıklaması olamaz.
   Yıllardır sevdiğimi sandım belki de,bilinmez...O'nun yanında o kadar mutlu, o kadar huzurluyum ki bazen Tanrı'ya şükrediyorum,bana böyle bir aşkı yaşattığı için.Adeta ufak bir çocuğun gelen hediyesini açtığındaki heyecanlanması gibi çarpıyor yüreğim,onun dudakları dudaklarıma her değdiğinde..Ellerimi tuttuğunda dünyanın en güçlü kadını oluyorum.Çıplak vücutlarımız kenetlendiğinde ve onunla 'biz' olduğumuzda zaman dursun istiyorum...Hele ki gözlerimin taa içine bakması,aynı odadayken bile 'sana bakmaya doyamıyorum' diye mesaj atması beni bitiriyor.
  Mutluluk benim için tek kelime, Aşk benim için tek kelime, Huzur benim için tek kelime...
'' O ''...O herşeyim,hayatımın anlamı...İyi ki hayatımda,İyi ki benim...Seni çok seviyorum sevgilim...


                                                                                                                        BLACKCAT
 

biseksüel bir kızın hikayesi



BİSEKSÜEL BİR KIZIN HİKAYESİ….

  Yaklaşık bir yıl öncesine kadar bir erkekle hayatımı geçirmeyi düşünüyorken,son iki aydır hayatımın geri kalanını bir kadınla geçirmeyi istiyorum.Farkındaysanız umuyorum,diliyorum gibi umut cümleleri kullanmadım.Bu planladığım,kararlaştırdığım ve gerçekten istediğim bir şey…Şimdi anlamayan ve bu duyguyu hayatında hiç hissetmemiş arkadaşlar için durumumu açıklamak istiyorum.Biseksüellik…Hayatının çeşitli evrelerinde karşı cinsten hoşlanırken yeri geldiğinde hem cinsine de duygusal hisler besleyebilen kişilere biseksüel deniyor.Ben bu durumun erkek açısından olan versiyonunu tabi ki size anlatamam ama bir kadınla nasıl hayatınızın en mutlu ve en huzurlu günlerini geçirebileceğinizi anlatabilirim:

PART 1

  Herşey 2 ay önce başladı.Lezbiyen ve biseksüel kişiler için özel kurulmuş sitelerden birinde tam kafamdaki karaktere uyabilecek birini bulamadığımı düşünüp siteyi kapatmaya karar verdiğim anda mesaj kutumda ondan gelen mesajı gördüm.Amaç tamamen değişti.Kafamdaki karaktere uygun kişiyi orada da bulamadığımdan artık sadece dertleşip,konuşabileceğim birisi olsun istiyordum.İlk mesajda, daha rahat konuşabileceğimiz bir adres verdim.Ama konuşmaya başladıktan sonra farkettim ki kafamdaki kriterler uçup gitmiş…Çünkü onunla konuşmak beni o kadar rahatlatmıştı ki öenmli olan şeyin tip,saç,göz rengi olmadığını farkettim.Geçmişte bir erkek tarafından aşk hayatından yorulmuş,çektiği acılar yüzünden erkeklerden nefret eder hale gelmiştim..Tabi ki bu durum benim için özenti ya da heveslik bir durum değildi…Daha önceki yaşlarımda da kızlara karşı birşeyler hissetmişliğim vardı ama hiçbiri ne bu kadar ciddi ne de bu kadar gerçekçi olmamıştı.Neyse gece başlayan konuşmamız sabahın ilk ışıklarına kadar devam etti…Sıkılmadan,tüm çıplaklığıyla birbirimize sorular sorduk ve dürüstçe cevapladık hepsini..Herşey beklentisizdi.Saatler geçtikçe benim beynimde onunla sevgili olabileceğimin sinyalleri yanıp sönmeye başlamıştı bile.Ama dürüst olmak gerekirse,bir erkeğe açılmak gibi değildir bir kadına ondan hoşlandığını söylemek.Aşk oyunlarına gerek yoktur.Çünkü her iki taraf da mutlu olmayı istiyordur kaçmak kovalamak saçmadır.Tabi bunlar benim yaşadıklarım.Bu durumuda özentilik haline getirip amacı sadece eğlenmek olan biseksüellerden ya da ben lezbiyenim diyerek ortada dolaşanlardan bahsetmiyorum.İkimizin aradığı tek şey, onun yanındayken kollarında huzur bulacağımız bir sevgiliydi…Bunu ilk günden konuşmaya başlamıştık ve onun kafasında da benimle sevgili olabileceği düşüncesi başlamıştı bile..Hiçbirşey planlı olmadı..Kendiliğinden gelişen durumları izlerken bize sadece anı yaşamak kalyordu ve öyle de yaptık…

PART 2

  Sabah konuşmayı bitirdiğimizde saat 7 buçuk olmuştu bile ve biz öğleden sonra buluşmaya karar vermiştik.Herşey çok hızlıydı.İkimizde sadece kameradan gördüğümüz yüzlerin gerçeğiyle yüzleşmek istiyorduk.Biraz uyudum sonra hazırlanma faslı başladı.Yolda giderken kafamda bin bir soru vardı.Herşeyin internetteki kadar güzel olmama ihtimali,acaba buluşma çok mu aceleye geldi,sevgili olur muyuz gibi birçok şeyi düşünüyordum aynı anda..Sonunda buluşma yerine gittim ve o da geldi..Sohbet,muhabbet derken neredeyse akşam olmuştu ve hiç gitmek istemiyordum yanından.O da benimleyken sıkılmış görünmüyordu.Zamanın nasıl geçtiğini anlamadım bile.Yalnız kaldığımız ve hiç beklemediğim anda dudaklarıma yapıştı…Benim yine aklımdan bi ton soru geçiyordu..Karşılık vermelimiyim,vermemelimiyim diye düşünürken o çoktan beni öpmüş ve gülümseyerek gözlerimin içine bakıyordu.O an aramızdaki ten uyumunu size anlatmamın imkanı yok.Ayağa kalktım, kafamdaki tüm soruları cevapsız bırakarak yüzünü tuttum ve öptüm dudaklarını..Gözlerimi kapattığımda gördüğüm tek şey mutluluk tablomuzdu ki hala öyle..O günden sonra tabi ki sevgili olduk hatta daha da ötesi herşeyi bu kadar hızlı yaşayıp tüketmeyen nadir ilişkilerden biriyiz bence…Her günümüz birlikte geçiyor,birlikte eğlendiğimiz şeyleri yapıyoruz,çevremizdeki insanlar bizi biliyor, rahatız o yüzden..

  Bu bizim hikayemizin kısa özetiydi.Sonuç kısmına gelicek olursak; eğer iki kadın birbirine gerçekten aşıksa;karşı cinsle arasındaki ilişkiden çok daha farklı bir şey çıkıyor ortaya..Anlamsız kıskançlıklar yok ve kadınlığınızı daha çok hissediyorsunuz bi kere.Siz henüz ağzınızı açmadan o, sizin ne demek istediğinizi anlayabiliyor.Neye kızdığını,neye ihtiyacın olduğunu,nasıl hissettiğini belki de sizden daha iyi anlayabiliyor.Çünkü o da bir kadın ve bu dünya da eğer mutlu olmak istiyorsanız kadını kadından daha iyi anlayan başka bir cinsin olmaığını da kabul etmeniz gerekir.
Demem o ki bu güne kadar bir çok karşı cinsle sevgili oldum ama ruh eşimi hemcinsimde buldum.Eğer siz de birgün hemcinsinize aşık olursanız tüm tabularına inat mutlu olmaya bakın.Kimseyi önemsemeden,toplum baskısını düşünmeden özgürce ve cesurca yaşayın ilişkinizi.Mutluluğunuzu gören herkes bir şekilde kabulenmeye başlıyor sizi.Topluma inat aşkınızı yaşayın ve sevgilinizin elini hiç ama hiç bırakmayın..Çünkü eğer aşıksanız ve mutluysanız kimin ne dediğinin önemi yok..



BLACKCAT